Bir sergi,Bir anı

Bir sergi,Bir anı

Dün Naif Ressam Mehmet Emin Özmen’in kişisel açtığı onbeşinci sergisine gittim.Mehmet Emin’i hem meslektaşım olarak hemde ressam olarak çok seviyorum.Mehmet Emin Acıpayam Yumurtaş köyünde doğmuş tesadüfen öğretmen olmuş bir köy çocuğu ve bir köy ressamı.Mehmet Emin’i çok seviyorum,çünkü iyi bir üretici,ikincisi üreticileri resmeden bir arkadaşımız.Sergiye gittigimde resimleri beni çok etkiledi.Değirmen resmine bakarken dedemin değirmenini,ağacın altında kitap okuyan çocuk, benim çocukluğumda okuldan gelince iki kuzumu alıp tobama koyduğum kitaplarla kuzuları otlatırken okuduğum kitapları hatırlattı bana.Keçileri otlatan kadın resmi; yıllar öncesine götürdü beni.Ben Mehmet Emin’le halef selef aynı köyde öğretmenlik yaptık.Yıl 1974 Çameli-Emecik köyü Yaylacık mahallesinde ki okulda çalıştık.Yolu yoktu köyün eşeklerle götürdük eşyalarımızı.Mehmet Emin o yıl ayrılmış köyden yerine beni verdiler.Yaylacık’ta okul yaptıran öğretmen olarak biliyorlar Mehmet Emin’i.Köylüleri seferber ederek yaptırmış okulu ellerine sağlık ,yüreğine sağlık.Ama tamamlayamadan tayini çıkmış kendi köyüne ataması yapılmış.Okulun oyun bahçesi yok tuvaleti yok sınıfların tabanları toprak olarak ders yapıyor çocuklar.O yıl yol yapımı için YSE çalışmalara başlamıştı.Oraları bilenler her tarafın çamlarla kaplı ormanlık bir bölge olduğunu bilirler.Yol yapımı için çok sayıda çam ağacı kesmişlerdi,bizde Çameli Orman müdürlüğünden  bu ağaçlardan talep etmiştik ama müdür bey beni kovmaktan beter ederek ağaç vermedi.Düşünebiliyormusunuz her taraf orman kaplı,çocuklar tüvalet için ormana gidiyor,sınıfların tabanı toprak.İlköğretim müdüründen yardım istedik müdür de beceremedi.Ne yapalım diye düşünüyorum ama işn içinden çıkamıyorum.Bizim bölgeye bakan ormancı yakın mahallede oturuyordu olunla bağlantı kurduk oda olumsuz çıktı.Ama aklıma bir şeytanlık geldi.Ormancı,siz müdürden izin alın o zaman  ben size ağaç veririm’ demişti.Bir gün sanki müdürün yanından geliyormuş gibi ormancıya’Müdürün gönlü olduğunu ağaçları vermeni söyledi’ dedim  inanmadı ama işi planlamıştım o gece ormancıya yemeğe davet ettik,epeyce rakı içtikten sonra konuyu gene açtım,sonunda da ormancıyı ikna etmeyi başardım.sabah olunca ağaçları ayırıvermeyi kabul etti.Ormancıyı gönderince tüm mahalleyi dolaştım,durumu anlatım sabaha ağaçları getirmek için anlaştık.

Hiç yatmadan sabah oldu ormancı geldi köylüler geldi. Ormancı tomrukları ayırıyor bende köylülerin adlarını o tomruklara yazıyorum.köylüler atları eşekleri ile tüm tomrukları okulun yanına getirdiler,sehpalar hazırlayıp el  testereleri ile karısı testerenin bir ucunda  eşi diğer ucunca kısa zamanda tomrukları tahta haline getirdiler ,marangozlar hemen sınıfların tabanlarını çaktılar,tuvaletin kuyusu ve duvarları örüldü kapıları ayarlandı tam bir cümbüş içinde bir günde ,ş bitmişti.Öbür gün ormancı orman müdürlüğüne giderek rapor veriyor okula yoldan kesilen çamlardan yedi metreküp verdiğini söylüyor,müdür ormancıyı meslekten atmakla tehtid ediyor ormancı hemen oradan kaçıyor doğru bizim yanımıza bizi öldürmek için geliyor kapıdan küfürler duyuyorum, durumu hemen kavrayıp pencereden kaçıyorum.Diğer arkadaşım onu sakinleştirmeye çalışıyor ama nafile. ogün komşularda yatıyorum sabah olmadan kalkıp yayan Çameli’ye gidiyorum. müdürle gene konuşuyorum ama sonuç alamıyorum.Ormancıyı kesin olarak soruşturma açıp açığa aldıracağını söylüyor.Üzülüyorum ama ne yapayım o çocukların o şekilde ders yapmalarına gönlüm elvermiyor.Okulu bırakıp memleketim Acıpayam’a gidiyorum,gitmek değil kaçmak ormancıdan ormancı vızır vızır beni arıyor.Acıpayam’da arkadaşlarımla bu konuyu görüşürken yan masadan bizim konuşmalarımıza duyan birisi beni Acıpayam Orman müdürüne görmemi konuyu ona anlatmamı salık veriyor.Umutsuzlukla ,korkarak gidiyorum durumu müdüre aktarıyorum,Müdür ne kadar öfkelendiğini anlatamam hemen telsizle çameli orman müdürünü bulduyor,o kadar çok sert şekilde müdüre söylüyor bir nevi tehditle karışık, bana dönerek ‘hocam sen git tekrar müdüre işi senin yanında halledecek ‘diyor ama dünyalar benim oluyor uçarcasına gidiyorum Çamali’ye müdürü buluyorum lokalde çay ısmarlıyor bana  sitem ediyor neden Acıpam’da ki arkadaşına durumu duyurd un diye.Bu arada telsizle Bizim ormancıyı çağırıyorlar o zavallı da etekleri düşük olarak bir gelişi var ki görmeye değer dokunsan ağlayacak.Müdür yarın  ne kadar kereste verdinse onu yarın rapor olarak getir deyince ormancı sanki yeniden dünyaya gelmiş gibi olduğunu görüyorum.Kaçarcasına uzaklaşıyor oradan.Lokalden dışarı çıkınca ormancıyı bekler buluyorum,yüzü gülüyor,hemen köye dönüyoruz ormancı ile o gece ormancının misafiriyiz,kafaları çekiyoruz herkes mutlu.

O yıl gelen müfetiş sadece konup sohbet  ediyoruz sınıfları dolaşıp çıkıyor bana teşekkür ederek ayrılmak istiyor.Soruyorum ‘Hocam teftiş etmeyecekmisiniz’diyorum gene teşekür ederek ‘ben seni teftiş ettim ‘diyor ve gidiyor,ben şaşırıyorum.Ama  daha sonra öğreniyorum ki müfettiş okulumuza yaya gelirken bir köylüye raslamış onulla  gelmişler yolda çaktırmadan ona sormuş oda tüm olanları anlatmış,yani beni yolda gelirken teftiş etmiş.İşte Mehmet Emin’in sergisi beni o günlere tekrar götürdü,ama iyide oldu bazen anılarda yaşamakta güzel değil mi?

9180 - Yazının toplam okunma sayısı

About the Author